emeklilikssksgkbağkurkredilerkosgebengellie-devlet

Memur Olmak Haklı Fesih Yaratır mı?

Memur Olmak Haklı Fesih Yaratır mı?
23.09.2020

Çoğu kişi için memuriyet diğer iş kollarına göre daha avantajlı geldiği için arzu edilen bir durum yaratıyor. Bu bakımdan memur olanlar ise eğer halihazırda çalışıyorlarsa belirli noktalara dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü geçerli olan bir iş sözleşmesi bulunuyorsa, memur olmak haklı fesih durumu yaratmamaktadır.

Memur Olunca Haklı Fesih Hakkı Oluşur mu?

Yargıtay tarafından verilen emsal niteliğindeki karar özel sektörde çalışan milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor. Buna göre özel sektörde çalışırken memur olan kimselerin işten ayrılma gerekçesi için memur olmalarını gösteremeyecekler. Böyle bir durumda işten ayrılmak isteyen kişi gerekli cezai yükümlülükleri kabul etmiş sayılacak.

Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesi tarafından bağlanan karara göre, özel bir okulda çalışmakta olan Almanca öğretmeni ve işvereni arasında 1 Eylül – 31 Ağustos tarihleri arasını kapsayacak şekilde yıllık sözleşme imzalandı. Söz konusu sözleşme koşulların arasında, sözleşmenin bitim tarihinden en geç iki ay önce öğretmenin yeni dönemde çalışmayacağı yönünde bildirim yapmaması ve okulun da ilgili kişiyle tekrar çalışmayı istemesi halinde sözleşmenin otomatik olarak yenileceği hükmü de yer alıyordu. Sözleşmenin yenilenmesine karşılık, öğretmenin yeni öğretim yılında görev yapmaması ya da başka bir eğitim kurumuna geçmesi halinde itirazsız olarak 4 aylık net ücret tutarında cezai tazminat ödemesi sözleşmede yer almaktaydı. Buna göre okul idaresi 11 Ağustos tarihinde öğretmen ile bu kapsamda yeni bir sözleşme imzaladı. Fakat öğretmen sözleşmeyi imzalamasından bir gün sonra okul yönetimine dilekçe verdi ve başka bir kurumda çalışacağını belirtti. Okul ise dilekçeyi geri çevirdi.

Okul Cezai Tutarı Talep Etti

Okul ise bu konuda öğretmenden 4 aylık net ücretine karşılık gelecek ücreti ödemesi halinde görevinden ayrılacağını belirtti. Öğretmen ise sözleşmenin üzerinden henüz daha 1 gün geçmesini beyan ederek ücreti ödemeyeceğini, bu konuda kendisine art niyetli olarak zorluk çıkarıldığını öne sürerek ücreti ödemedi. Ücreti ödemeyen öğretmene dava açan okul, sözleşmeyi kast ederek öğretmenin 2 aylık bildirim süresine uygun davranmadığını ve yeni dönemde de görev almayı kabul ettiğini, ancak eğitim öğretimin başlamasına az bir süre kala kurumda çalışmayacağını belirttiğini, bu yüzden öğretmenin kurumun da zora girdiğini söyledi. Dava dilekçesinde bir sonraki eğitim öğretim yılında görev yapacak öğretmen alımlarının da Şubat – Mart aylarında yapılacağını ve öğretmenler için ayrıca sınav yapıldığını, sınavda başarılı olanlar arasından alım yapıldığını ancak şimdi böyle bir uygulama yapma imkânlarının da olmadığı ve bu yüzden oluşan mağduriyetin giderilmesi için cezai şart tutarın ödenmesi talep edildi.

Öğretmen Memur Olmayı Gerekçe Gösterdi

Öğretmen ise yaptığı savunmada yeni eğitim öğretim yılının henüz başlamadığını ve KPSS’den yüksek puan aldığını, bu yüzden atamasının yapılacağını, kendisine bu konuda gerekli kolaylık göstermesini istediğini, çalışma olgusunun fiilen gerçekleşmediği için iş ilişkisinin de kurulmadığı haliyle cezai şartın istenmemesi gerektiğini, söz konusu cezai şartın koşulları da taraflar bakımından tam ve adil bir denkliğin olmadığı, kamudaki işinin kendisi için daha güvenli olduğunu belirtti. Bu bakımdan yerel mahkeme öğretmeni haklı buldu ve cezai şart talebini geri çevirdi.

Ancak Yargıtay ise kararı bozdu ve çalışanların iş sözleşmelerinde memur olup olmadıklarına bakılamayacaklarına karar verdi. İlgili kararda öğretmenin özel eğitim kurumunda belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışıyorken, iş sözleşmesini memurluk gerekçesi ile sonlandırdığını, bunun özel eğitim kurumu için haklı bir neden oluşturmadığına hükmetti. Bu yüzden emsal niteliği taşıyan karar, memur olmak isteyenlere mevcut iş sözleşmelerine dikkatli olmayı hatırlatıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.